Yaşananlar, Yola Nasıl Devam Edileceğinin Hal-i Pürmelalidir

Yaşananlar, Yola Nasıl Devam Edileceğinin Hal-i Pürmelalidir

Afrika Gazetesi’nin yayınladığı sadece bir karikatür Kıbrıs’ın kuzeyi ile Türkiye arasındaki ilişkiyi ve Türkiye’nin niyetlerini yeniden deşifre etmeye yetti.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan ziyareti sonrası Yunanistan basınından alınan bir karikatürün Afrika Gazetesi tarafından yayınlanması üzerine gazeteye yönelik saldırılar devam etmekte.

Olayı tırmandıran gelişme TC Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ’ın gazeteyi hedef göstererek “Yaptıkları tam bir alçaklık, şerefsizlik, pespayeliktir. Bunun hesabı tabii ki hukuk içerisinde sorulacak. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki savcıları bu konuda derhal göreve çağırıyorum. Bunun hesabını sorsunlar. Bu ahlaksızlığı yapanların Kıbrıs Türk halkı nezdinde mahkum edilmesi için ben de şahsen gerekeni yapacağım. Bunların bu ahlaksızlıklarını, şerefsizliklerini Kıbrıs Türk halkına da iyice anlatmak benim boynumun borcu olsun… Bunları, Kıbrıs Türk halkının içine çıkamayacak hale ben getiririm. Bunların hiçbir milli ruhu yok. Bunların Türk milletinin inançları, kültürel mirasıyla uzaktan yakından alakaları yok. Ben bunlara özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Rumların sesi tanımlamasını yapabilirim” sözleri oldu.

Akdağ’ın AKP’nin Türkiye yurttaşlarına uyguladığı politikalardan gayet iyi bildiğimiz bu kabul edilemez tavrı, hem Afrika Gazetesi ve sahibi Şener Levent nezninde Kıbrıslıtürk toplumundaki muhalifleri hedef göstermiş, hem Kıbrıs’ın kuzeyindeki düşünce ve fikir özgürlüğüne kasdetmiş, hem de yargıya açıkca talimat vermiştir.

Akdağ’ın talimatıyla harekete geçen UBP-DP hükümeti açıklamalarıyla Afrika’ya yönelik linç girişimine katılmaları sonrası süreç gerek TC Elçiliği gerekse AKP ile yakın ilişkide olan adada mevcut  diğer faşist çevrelerin artan tehditleri ile devam ederek, Afrika Gazetesi önünde toplanan bu çevrelerin saldırılarıyla daha da büyüdü.

Kısacası Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyinde tek söz sahibi olduğunu, onun hoşuna gitmeyenin buralarda söylenemeyeceğini açık açık gözümüze soktular. Bizler Kıbrıs’ın kuzeyinin Türkiye’nin işgali altındaki bir alt yönetim olduğunu iyi biliyoruz ve bu olayı değerlendirirken yaşananların Afrika Gazetesi ile Şener Levent’e karşı değil, hepimize karşı olduğunu da gayet iyi biliyoruz.

Afrika Gazetesi’nin Türkiye Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili yayınladığı karikatürü fikir ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde mizahi bir eleştiri olarak değerlendiriyoruz. Dünyada farklı ülke liderleri hakkında söz konusu karikatürden çok daha “sert” mizahi eleştiri içeren karikatürler mevcuttur. Bunun onlarca örneğini internetten ortamında bulmak mümkündür. Siyasetçilerin bu yönde eleştirileri uluslararası insan hakları standartlarına göre kabul etmeleri beklenir. Ayrıca bu yönde polise veya savcılığa yapılacak bir şikayet de ceza yargılamasını beraberinde getirecek ve hapis cezası alma riskini doğuracaktır. Lakin ifade özgürlüğü kapsamında kişilerin, özellikle basının, ifadeleri hakaret içerse bile ceza mahkemelerinde değil hukuk mahkemelerinde yargılanmaları gerekmektedir. İfadelerin hakaret teşkil ettiği durumlarda bile basın emekçilerinin sözlerinden dolayı hapis cezası öngören bir yargılamaya tabii tutulması kabul edilemezdir.

Türkiye’nin dününü ve bugününü çok yakınen yaşamak zorunda bırakılan bizler, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve onu yönetenlerin düşünce ve fikir özgürlüğüne karşı olduklarını iyi biliyoruz. Türkiye’de bodrumlarda yakılan insanlardan, demir parmaklıklar arkasında tutulan gazetecilerden,  adeta esir edilen HDP eş başkanlarının içinde bulunduğu zulümden  ve daha nicelerinden  bunu gayet iyi anlıyoruz.  Fikir ve düşünce özgürlüğünü OHAL ile askıya alan Türkiye hükümetinin yaptıkları saymakla bitmez.  Kıbrıs’ın kuzeyinde AKP’li bir yetkilinin talimatıyla oluşturulan ortam Kıbrıs’ın kuzeyindeki fikir ve düşünce özgürlüğünü hedef almaktadır ve oldukça tehlikelidir. Türkiye’de CHP’nin onayıyla HDP’ye karşı başlatılan operasyonların  bugün CHP’li belediyelere karşı yapılmaya başlanması bu tehlikeyi örneklemektedir.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki rejimle bir sorunu olmayan “Kıbrıs sorununu çözemezsek KKTC devam eder, kendi evimizi temizleriz”cilerin tavırları  ise ibretliktir. Yaşananlar, Kıbrıs’ın yeniden birleşmediği koşullarda yola nasıl devam edileceğinin hal-i pürmelalidir.

Dayanışma, Afrika Gazetesi ve Şener Levent üzerinden Kıbrıslıtürk toplumuna “ayar” çekilmeye çalışıldığını vurgulama ihtiyacı hissederken,  Kıbrıslıtürk toplumunun içinde bulunduğu sarmalda fikir ve düşünce özgürlüğüne de göz dikilmesine ve bunun kısıtlanmaya çalışılmasına ‘ama’sız karşı çıkılması  gerektiğine inanır.