Yaşam Hakkına İnat Sermaye Sevdalısı İtirafçı Saner

Yaşam Hakkına İnat Sermaye Sevdalısı İtirafçı Saner

Saner: “Biz KKTC’de iş sağlığı ve güvenliğinde hangi noktada olacağımıza bakarsak ve ülke genelinde ciddi bir denetim yaparsak ülkedeki tüm inşaatları yarın itibari ile durdurmamız gerekiyor. Ülkemiz genelinde, örneğin beş bin adet inşaat varsa biz dört bin dokuz yüz doksan dokuzunu durdurmak zorundayız. Hal böyleyken denetim mi yapmak yoksa farklı yöntemlerle bu açığı kapatmak daha mı önemli buna bakmamız gerekiyor.”

Yaşam Hakkına İnat Sermaye Sevdalısı İtirafçı Saner

Bilindiği ve kabul gördüğü üzere kendine özgü taşımış olduğu daha ağır risk ve tehlikeler sebebiyle “iş kazaları” İnşaat sektöründe daha fazla görülmektedir. İşçinin sağlık ve güvenliği için birincil öncelikli olarak alınması gereken önlemlerin alınmaması, alınmasının sağlanmaması, işçinin çeşitli meslek hastalıklarına yakalanması, çalışamayacak duruma gelmesi hatta hayatını kaybetmesi sonucunu doğurmaktadır.

İnsan Haklarına dayalı coğrafyalarda yaşam hakkını tehlikeye atacak ya da baltalayacak risk taşıyan bir iş kolunda devlet yetkililerinin görevi; işçi sağlığı ve güvenliği için gerekli önlemleri almak, bu konuda vermekle yükümlü olduğu hizmetlere öncelik vermek ve denetim ile etkinliği artırmaktır.

Hal böyle olunca yetkili bakanlıklardan beklenen işçi sağlığı ve güvenliği açısından bir kişinin daha hayatından vazgeçmeden ivedilikle önleyici ve koruyucu önlemleri almasıdır. Güvenliğe ilişkin usul ve esasları belirleyen gerekli yasal düzenlemeleri hazırlamak yanında yasaların uygulanmasını sağlamak, güvenlik için gerekli şartların sağlandığının düzenli olarak etkin denetimini yapmak ve güvenlik önlemleri alınmadığı takdirde yaşanacak sonuçlara ilişkin işveren ve işçilerin bilinçlendirilmesi yetkili Bakanlığın görevidir. İlgili Bakanlığın, bizimkinin aksine alması gereken önlemleri almış olmasına rağmen sonuçları önleyemediği örneğin işçi ölümlerinin yaşanmaya devam etmesi halinde ise yetki ve görevlerini doğru yapıp yapmadığına “bakması”, gerekirse yöntem ve usul değiştirmesi daha sıkı koşullar belirlemesi gerekir.

Oysa Kıbrıs’ın kuzeyinde işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda görevli Bakanlar görevlerini yerine getirmekten kaçındıkları gibi, belli ki görev tanımını doğru yapamamakta, altını doğru dolduramamakta ya da umursamamaktadırlar. Geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu yukarıdaki açıklama ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hamza Ersan Saner, insan hakları, işçi hakları karşısındaki duruşu ile görevleri karşısında duymadığı, yakından “bakamadığı” sorumluluğunu ortaya koymuştur. İtiraf niteliğinde ki açıklamasında Saner, Bakanlığının gerekli olan denetimleri yapmadığına açıkça değindikten sonra faaliyet gösteren inşaat firmaların neredeyse tamamının kurallara uymadığını, gereken usul ve esaslarda çalışmadığını ve bunu da bildiklerini söylemiştir. Bunları bilmekle kalmayıp inşaat firmalarını denetleyip kapatmak istemediklerinden bu duruma bile isteye göz yumduklarını, işçi hayatına karşı yine sermayeden yana durduklarını ima etmiştir. Firmaları böylesi elzem konuda almaları gereken önlemleri almadıkları için kapatmak istemediklerini, başka başka önlemler bakacaklarını belirttikten sonra ise denetim yapmamakta ve görevden kaçınmakta da ısrarcı olacaklarının altını çizmiştir. Görüldüğü üzere yine yeniden hayatlarımıza ya da hayatta kalamıyor oluşumuza uzaktan bakmakta olan “Bakan”lar tarafından İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin öncelikli konular arasında yer almadığı ve işçilerin yaşam hakkının görmezden gelinerek sermaye yanında lafı bile olmayacağı iradesi ile zımnen karşı karşıya bırakıldık. Bakan Saner, yaşananların iş kazası değil kusurlu ve kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği haksız fiil olduğunu ve bu suça açıkça izin verildiğini hatta tarafı olduğunu itiraf etmiştir. Söz konusu haklarsa böyle gelmiş böyle gidemeyeceğinden herkes görevinin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmelidir. Buna işçilerin yaşamış olduğu bu hak gaspı, şiddet ve yaşanan cinayetlerin durdurulması ile bugüne değin yaşanan tüm vakaların sorumlularının cezalandırılması, itirafların dikkate alınması da dâhildir.