ONUR YÜRÜYÜŞÜNE – HAKAN ÇOBAN

 

Siz orda yürürken ben 2017’de hala daha ışınlanmanın olmayışından şikayet ederken ne yapabilirim diye düşünmeye başladım…

En iyisi ben yazayım dedim kendi kendime. Şimdilik Ancak böyle destek olabilirdim sizlere!

Lizbon’dan sokaklarda yürüyen, çalıp söyleyen ve de dans eden GÜZELLİKLERE;

“Ezilene yönelik şiddet normalleştikçe ezilenin kendine verdiği değer ve başkaldırı mecali azalıyor” Henri David Thoreau

Şiddet 4’e ayrılır, fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet ve cinsel şiddet, fakat biz ne zaman şiddet kelimesini duysak sadece fiziksel olanı anımsıyoruz. Gerisini ise pek önemsemiyoruz.

Kıbrıs’ta farklılıklara karşı fiziksel olarak yapılan şiddet gizlenerek yapılıyor ve pek gündeme de gelmiyor. Gizlendiği için görünmüyor, görende görmezden geliyor maalesef.

Sorsanız biz Kıbrıslılar olarak o kadar da bağnaz olmadığımızı söylüyor, üstüne üstük övünüyoruz bununla. Buna paralel olarak diğer şiddet türleri de gün geçtikçe dozajını artırıyor. Eskiye göre iyi durumdayız deyip kestirip atılmakdan usandık biz gençler olarak. Eskiye göre iyi olmak yetmiyor bize, çağımıza ayak uymanızı bekliyoruz sizlerden.

Bir de toplum olarak bizler, hepimiz ılımlı insanlarız(!) Bir de açık görüşlüyüz biz Kıbrıslılar olarak(!). Tersi olan söylemleri de kabul etmiyoruz bir türlü, hani belki etsek yüzleşip aşacağız fakat yüzleşme kısmında sınıfta kalıyoruz. Hepsi gerçekleri kabullenemediğimizden.

***

Sahile gittim geçenlerde, bir transeksüel birey sahilde voleybol oynuyordu bizimle. Bağırıp çağırıyor oynarken. Oradan oraya zıplıyor. Sevincini ve sinirini içinde biriktirmiyor, taze taze yaşıyor bütün duygularını. Ne izleyip gülen var ne de bakıp çevresindekilerle sessiz konuşmaya çalışan.

Ertesi gün işe geliyorum aynı birey şirkette yönetici!

Bize 2 saatlik bir eğitim veriyor. Sonrasında ara. Arada kimse bireyin cinsel kimliği hakkında konuşmuyor.

***

Kıbrıs’ta Transeksüeller nerede????

Peki neden ordalar?

Bizim şiddetlerimiz yüzünden.

Elimizle değil, gözümüzle döveriz biz bizim gibi olmayanları Kıbrıs’ta.

Hem de gözümüzle dövmekte üstümüze yoktur bizim. Öyle bir dövüyoruz ki her bakış vücutta kalıcı morluklar bırakıyor. Sonra bireyler utanıyor o morlukları ile dışarıya çıkmaya. Hapsediyoruz onları dört duvar arasına.

Ve tekrardan söylüyorum, BUNU BAKIŞLARIMIZLA yapıyoruz.

Hala daha BAĞNAZ olmadığımızı iddia eden ?

***

Gizli gizli geceleri çıkıyorlar, temiz hava alabilmek için… Gerçi bizimle soludukları aynı hava ne kadar temiz gelirse artık onlara.

Kabullenmiyorsunuz bunları?

Çünkü birde böyle bir özelliğimiz var… Hep başkaları yapıyor ve bizim hiç haberimiz olmuyor bunlardan.

Acaba toplumca ŞİZOFREN MİYİZ BİZ?

Şaşırmam!

***

Herkes bir birine gülüyor.

Sen arkadaşlarınla toplanmış bana gülüyorsun ve beni mutsuzluğa hapsettiğini bile bile yapıyorsun bunu. Sonra sıra bana geliyor. Seni mutsuzluğa gömme sırası bende..

Yine söylüyorum,hepimiz bunu BİLE BİLE YAPIYORUZ.

Peki ne zaman bitecek bu kısır döngü?

Gülünmeycek şeylere gülmekten yorulduk.

YORULDUK!

Gelin kıralım şu kısır döngüyü. Morartmayalım artık birbirimizi. Bakıp gülüşelim, destek olalım birbirimize, ama acımada olmasın işin içinde.

SEVGİ OLSUN.

BİR DE SAYGI.

ONURUNUZLA YAŞAMAYA DAVET EDİYORUZ SİZİ, TABULARINIZLA DEĞİL!