Mustafa Akıncı’ya açık mektup

Sayın Mustafa Akıncı,

 

20 Temmuz günü Dayanışma aktivistleri olarak “Acıların Bayramı Olmaz” söylemiyle barışçıl bir protesto düzenlemek istedik. Bu eylemliliğin temel amacı, birlikte bir gelecek kurmak için mücadele ettiğimiz Kıbrıslı Rumların acı ve keder ile anımsadıkları böylesi bir günün adanın kuzeyinde bizlere bir “bayram” olarak sunulmasının yanlış olduğunu vurgulamaktı. Basın açıklamamızda da belirttiğimiz gibi, Kıbrıs’ta yaşayan tüm toplumlar çatışma yıllarında kayıplar yaşadılar, tecavüze uğradılar, zorla yerinden edildiler ve göçe zorlandılar. Bütün bunlar zaman içerisinde iki tarafta da resmi tarihin dayatılması sonucu bizlere unutturulmaya çalışıldı ve milliyetçilik körüklendi. Bizler, birbirimizin acılarını anlamayı ve saygı duymayı adada barışa ulaşabilmenin ilk adımlarından biri olarak görüyoruz. Birbirimizi anlamadıkça, geçmişte taraflar arasında işlenen savaş suçları ile hesaplaşılmadıkça ve özür dilenmedikçe toplumlar barış içinde yaşayamayacaklardır.

Vicdanımızla ve tarihimizle yüzleşmek üzere 20 Temmuz günü saat 20:00 sıralarında Cumhurbaşkanlığı konutuna geldik. İçeriye girerken x-ray cihazından geçirildik, çantalarımız açıldı ve tek tek arandı. Bununla da kalınmadı, elle tüm vücudumuz arandı ve üzerimizde tehlike arz eden hiçbir şey bulunmadı. Ayrıca hepimiz kimlik kontrolünden geçirildik ve isim soy isim ile kimlik kartı numaralarımız kayıt altına alındı. İçeri girdiğimizde, tebrik kuyruğuna girdik ve ardından pankartımızı açmak istedik. Eylemimiz pankartımızı açıp, basın bildirimizi okuduktan sonra son bulacaktı. Fakat pankartı açmak istediğimiz anda hepimiz saldırıya uğradık. Kimimizin üzerine çullandılar, kimimizin başı eğilerek ve kollarından sürüklenerek zorla dışarıya savruldu. Ayrıca kadın arkadaşlarımızdan birine erkek koruma zor kullanırken, bir diğerine de içeride bulunan bir erkek el kaldırdı. Kadın arkadaşlarımıza erkek görevliler tarafından yapılan bu saldırıların kabul edilmesi mümkün değildir.

İki sence önce tarafınızdan söylenmiş “her ne kadar adına barış harekâtı dense de, bu bir savaştı” sözünüz ile bugüne dair pratik ve eylemleriniz birbirini inkar etmektedir. Yapmak istediğimiz eylemin sizin geçmiş dönemki sözünüzle bire bir örtüştüğünü düşünmekte ve bu sebeple tahammülsüzlüğünüze şaşırmaktayız. Tarafınızın gözleri önünde yaşanan olaylar sonrası tek bir açıklama yapma gereği bile duymamanız ise oldukça kaygı vericidir.

Size, barış diliyle bir federal çözüm süreci yürütmek üzere seçildiğinizi tekrar hatırlatma gereği duyarken şu taleplerimizi de açıklarız:

1- Dayanışma aktivistlerine doğrudan saldıran ve orantısız güç uygulayan güvenlik güçleri ile ilgili disiplin soruşturması yapılması.

2- Güvenlik güçleri tarafından el konulan pankartımızın en erken sürede tarafımıza iletilmesi.

3- Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu tarafından kayıt altına alınan olay anı görüntülerinin tüm halk ile en yakın zamanda paylaşılması.

4- Kadın arkadaşımıza el kaldırılan erkek misafir hakkında yapılan / yapılacak işlemler hakkında bilgilendirme.

5- Sadece basın açıklaması yapacağımızı belirttiğimiz halde buna izin verilmeden dışarıya çıkarılmamızın gerekçesi.