Lordoğlu: “Korkunun yarattığı etki korkunun kendisinden daha etkili olabilir”

Lordoğlu: “Korkunun yarattığı etki korkunun kendisinden daha etkili olabilir”

 

LAÜ’deki sempozyumda bildirisi önce kabul edilen fakat ardından geri çekilen Prof. Dr. Lordoğlu: “Gerçekten üniversite yönetiminin neden böyle bir karar verdiğini açıklamak çok zor. Tahminime göre bizlerin barış için bir metne imza atmış olmamız,”fincancı katırlarını ürkütmüş “ olmalı diye düşünüyorum. Bazı durumlarda  korkunun yarattığı etki korkunun kendisinden bile daha etkili olabilir diye düşünüyorum.”

 

Lefke Avrupa Üniversitesi tarafından düzenlenecek “Neo-liberal Dönüşüm ve Sonuçları” sempozyumu iptal edildi. Sempozyuma katılacak olan akademisyenlerin bildirileri sempozyum komitesi tarafından Türkiye’deki OHAL kararlarına dayanılarak sansürlenmiş ve geri çekilmişti.  Bu olayın kamuoyunun gündemine gelmesiyle de birlikte sempozyumun iptal edildiği açıklanmıştı.

Dayanışma olarak sempozyuma bildiri sunan, ardından da bildirisi kabul edilmesine rağmen geri çekilen Barış için Akademisyenler imzacısı ve Kocaeli  Dayanışma Akademisi’nden Prof. Dr Kuvvet Lordoğlu’na ulaştık ve bir röportaj gerçekleştirdik.

 

Soru: LAÜ’de gerçekleşecek olan sempozyumda, önceden programlanmış olmasına rağmen sizin de dahil olduğunuz bazı akademisyenlerin sunumları iptal edildi. Bu bilgi size nasıl ulaştı, gerekçe olarak ne gösterildi?

 

Cevap: Bana  bu bilgi 3.10.2016  tarihinde LAÜ’den gelen bir mail notu ile ulaştı Bugün de sempozyumun “mücbir sebeplerle “ iptal edildiği duyuruldu. Herhalde bu mücbir neden bizlerin barış imzacımız olması  …

 

Üniversite yönetimi ve sempozyum komitesi neden böyle bir karar aldı? Bu kararın kapsamında kaç kişi var?Neden sizler?

 

Gerçekten üniversite yönetiminin neden böyle bir karar verdiğini açıklamak çok zor. Tahminime göre bizlerin barış için bir metne imza atmış olmamız,”fincancı katırlarını ürkütmüş “ olmalı diye düşünüyorum. Bazı durumlarda  korkunun yarattığı etki korkunun kendisinden bile daha etkili olabilir diye düşünüyorum. Bizlerin ortak özelliği farklı siyasi görüşlerde olmamıza rağmen barış isteği içinde olmamız ve bunu ocak 2016’dan itibaren istemekte ısrarlı oluşumuzdur. Bu kapsamda beş kişi olduğumuzu öğrendim .

 

OHAL ‘Kıbrıs’a uzandı’: Beş akademisyenin bildirisi sempozyumdan çıkarıldı – Diken

email protected] / @nurkocaaslan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bulunan Lefke Avrupa Üniversitesi, 7-8 Kasım tarihlerinde düzenlenecek ‘Neoliberal Dönüşüm: Boyutları ve Sonuçları II. Sempozyumu’ için kabul edilen akademik bildirileri, olağanüstü hali bahane ederek programından çıkardı. ‘OHAL nedeniyle yeni düzenleme’ Farklı üniversitelerden Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu, Doç. Dr. İsmet Akça, Uğur Kara, Prof.

 

Siz verilen bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz? Gerek Türkiye’deki OHAL süreci ve Barış için Akademisyenler süreçlerinde yaşananlar gerekse de bunların Kıbrıs’ın kuzeyine yansımaları bakımından neler söylemek istersiniz?

 

OHAL koşullarının Kıbrıs için geçerli olmadığını düşünüyordum. Ama gelen yazı bunun etkisinin KKTC’ye de uzandığını gösteriyor. Bizi kamu görevinden ihraç ederek kamu görevi yapamayacağımızı  sanıyorlar. Bunun asla böyle olmadığı anlaşılacak  yakın zamanda. Bizler kamuyu savunan kamusal haklar için mücadele eden ve barışı savunan akademisyenleriz. Bu nedenle LAÜ’de olmasa başka sempozyumlarda biz öğrencilerle buluşup bilgilerimizi aktarmaya devam edeceğiz.

 

Barış için akademisyenler sürecinde de aktifsiniz. Biraz Türkiye’deki baskı ortamından bahseder misiniz? Bildiğimiz kadarıyla imzacı olduğunuz için işinize son verildi. Akademik özgürlüklerin kaygı verici şekilde kısıtlandığını gözlemlemekteyiz. İkinci OHAL kararı kapsamında gerek Türkiye’deki rejimin gerekse de toplumsal yapının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

 

Bizler barış için imza veren Kocaeli’nden 19 akademisyeniz. Bu baskı ortamında işimizi yapmamız ocak ayından beri engelleniyor. OHAL  kapsamına alınmamız tamamenKocaeli Üniversitesi rektörü  eski FETÖcü Sadettin Hülagün’ün ısrarı ile olmuştur. Kendi durumunu sağlamlaştırmak için üniversiten ihraç edilen 39 kişinin arasına bizleri de katarak sayıyı yükseltmek, kendi getirdiği arkadaşlarını korumak için bu yolu seçmiştir. Bizler hukuk mücadelesini başlattık.Bu hukuksuzluğun anlaşılmaması mümkün değildir. Bu süreç sonunda AİHM’e başvuracağız. Ve bizlerin hukuksuz bir şekilde ihraç edildiği ortaya çıkacak ve öğrencilerimize işimize geri döneceğiz.

 

Toplumsal yapının geleceğinin Türkiye’de sosyal demokrat ve sol kesimlerin birlikte ortak mücadelesi ile yapıldığı zaman bir başarı kazanacağını umuyorum.

Bu mücadele toplumu oluşturan bireylerin ve örgütlerin ortak mücadelesi olmadan mevcut rejime geri adım attırmanın mümkün olacağını düşünmüyorum. Mevcut iktidarın da bu olgunun farkında olması nedeni ile her ortamda  konuşmaya ve yüksek sesle bağırmaya başlaması , öfkelenmesi  gibi bir durumla karşı karşıyayız.