Korkunç bir yasa: Özel Güvenlik Yasası!

Korkunç bir yasa: Özel Güvenlik Yasası!

Geçtiğimiz gün Cumhuriyet Meclisi Hukuk, Siyasi İşler ve Dışilişkiler Komitesi, Özel Güvenlik Hizmetleri Yasa Tasarısı’nı oybirliğiyle kabul etti. Dayanışma olarak konu gündeme geldiği günlerde bir basın açıklaması yayınlayarak söz konusu yasanın temel hak ve özgürlükleri ihlal edici unsurları içinde taşıdığını gündeme getirmiştik. Yasa ne yazık ki komiteden geçti.

Meclis’in Resmi İnternet sitesinde ise söz konusu Yasa tasarısı taslağı mevcut. Dayanışma olarak ilgili tasarıyı üzerinde yapmış olduğumuz incelemeler sonucu, yasa tasarısının hangi ihtiyacı binaen, hangi amaçla ve mevcut düzendeki hangi aksaklık ve boşlukları gidermek maksadı ile bu yasa taslağının hazırlanmış olduğu noktasında ciddi sorunlar olduğunu düşünmekteyiz.

Güvenlik ihtiyacı olarak addedilen kurgulanabilir korku olgusu, temel insan hak ve hürriyetlerin çiğnenmesinde kullanılan en güçlü araçtır. Çok da uzağa gitmeden, Türkiye’de bulunan Üniversitelerde gerçekleşen bir takım toplumsal olay ve protestolarda, iktidarı elinde bulunduranların Özel Güvenlikler vasıtası ile insanların gösteri yapma özgürlüğü ve kişilerin vücut bütünlüklerine müdahale ettiğini gözlemlemek mümkündür. Özel Güvenliklerin kamusal alanlara, gösterilere ve yürüyüşlere müdahale etmesi son derece sakıncalı bir durum olup, İktidarda bulunanların Özel Güvenlik adı altında muhaliflerini susturma ve bastırma aracı olarak kullanabilecekleri kişisel ordularına sahip olması demektir. Kıbrıs soruna ilişkin içinde bulunduğumuz barış sürecinin bir şekilde devam ettiği bu günlerde, kamu gücünü kullanan kişiler haricindeki kişilerin silahlanması da, olası bir federal çözümde ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturacaktır.

Ülkemizde Polis Teşkilatının dahi belli durumlarda Ateşli Silah kullanma yetkisine haiz olmasına karşın, işbu yetkisini kullanıldığı durumların sayısının azlığı düşünüldüğünde, Özel Güvenliklere her ne halde olursa olsun bu yetkinin tanınması, amaç ve ihtiyaç bakımından yersizdir. Kıymetli eşya ve/veya para taşıma işlerinde görev alması öngörülen Özel Güvenliklerin ateşli silah taşınması, taşınılan kıymetli eşya ve/veya paranın sigortalı olduğu düşünüldüğünde sakıncalı ve de gereksiz bir durumdur. Ateşli silahlar, insan hayatına son vermek ve/veya ciddi hasar vermek üzere üretilmiş araçlardır. Kısacası şiddet aracıdırlar. Kamu gücüne haiz olmayan bireylere bu ayrıcalığın tanınması, etkinin sonucunda tepki oluşmasına ve diğer insanların da benzer şiddet araçlarına yönlenmesine sebep olacaktır. Ayrıca ateşli silahlara olan arzunun artmasına yol açması da muhtemeldir. İnsan hayatı, hiçbir kıymetli eşya veya para ile kıyaslanamayacak kadar değerlidir.

İlgili tasarı ile ilgili bir diğer sıkıntı ise “Özel Güvenlik” hizmeti alacak kurum ve kuruluşlardır. İşbu tasarısı ile Kıbrıs Türk toplumunun geçtiğimiz 20 yıl içerisinde gelişen ve de toplumumuzun kanayan yaralarından olan Kamuda hizmet alımı ve/veya bir diğer adı ile Taşeronlaşmayı yeni bir boyuta taşıyacağını da vurgulamak isteriz. Şöyle ki; yasa tasarısı içerisindeki “Kurum” tanımı ile “Cumhurbaşkanlığını, Cumhuriyet Meclisi Genel Sekreterliği Örgütünü, Başbakanlığı, Bakanlıklar ile bağlı Daireleri, bağımsız Daireleri ve Devlete bağlı kuruluşlar” tanımlanmakta ve işbu devlet kurumların özel şirketlerden “Özel Güvenlik” hizmeti alabilmesi öngörülmektedir. Dahası Bir kurum veya kuruluş bünyesinde özel güvenlik biriminin kurulmuş olması, ihtiyaç duyulması halinde ayrıca güvenlik şirketlerinden de hizmet alınmasına engel değildir düzenlemesi ile güvenlik personeli için kadrosu bulunan kamu kurumları Özel Güvenlik şirketlerinden hizmet alımı yolu ile bypass edilecektir. Taşeron sömürüsüne yeni bir yol açılacak veya mevcut Teşeron sömürüsü alanını genişletecektir. Özel sektör çalışanlarının büyük bir kısmını iş güvencesini olmadığı ve işlerinin pamuk ipliğine bağlı olduğu sistemimiz içerisinde, sömürünün doruk yaptığı taşeronlaşma sisteminin meşru hale getirilme çabası kabul edilebilir değildir.

İşbu tasarının suçun önlenmesi bazında herhangi bir amaca hizmet ettiğinden söz etmek de mümkün değildir. Suçun önlenmesinin için gerekli unsurlar; eğitim, aile, makul ölçüde yaşamını idame edebilme yetisinin devletçe sağlanması, cezai kovuşturma yapabilme yeterliliği, güvenlik tedbirleri, cezaların caydırıcılığı ve suçluların rehabilitasyonu vs gibi birçok farklı parçadan oluşmaktadır. Güvenlik tedbirlerinin suçun önlenmesine olan etkisi oldukça az olmakla birlikte, bu misyonunu üstlenecek makam ise Polis Kuvvetleri olmalıdır.

Dayanışma olarak bu noktada, Meclis’te temsiliyeti bulunan ve bulunmayan tüm siyasi partilere çağrımız;

Özel Güvenlik Hizmetleri Yasa Tasarısının Meclis Genel Kurulu’ndan geri çekilmesi ve her halükarda,

  • Bireylerin ateşli silah kullanımına olanak verilmemesi,
  • Kişilerin müdahale yetkilerinin, Fasıl 155 madde 15 tahtında her bir birey sahip olduğu hali hazırda sahip olduğu “Özel Bir Kişi ve Mal Sahibi Tarafından Müzakeresiz Tutuklama” hakkı ile sınırlı olması,
  • Kamusal alanlara, gösterilere, grevlere ve yürüyüşlere her ne şekilde olursa olsun müdahale edilmemesi ve/veya bireylere müdahale hakkı verilmemesi,
  • Kamuda taşeronlaşmayı meşrulaştıracak, Özel güvenlik hizmet alımı yöntemini öngören yapılar oluşturulmaması,
  • Olası bir çözüm ve barış sonucu oluşturulacak Federal Kıbrıs’ta güvenlik tehdidi oluşturacak girişimlerde bulunulmamasıdır.