Dayanışma’dan DAÜ açıklaması: Sonunuz yakın!

Dayanışma’dan DAÜ açıklaması: Sonunuz yakın!

Geçtiğimiz günlerde, Doğu Akdeniz Üniversitesi Vakıf Yöneticiler Kurulu Başkanı Mehmet Bayram görevinden istifa ettiğini basına duyurmuştur. Basına vermiş olduğu demeçlerde Bayram, demokratik olmayan ve huzur bozmaya yönelik baskılar gördüğünü belirtmiş ve bu sebeple istifa ettiğini duyurmuştur. Böylelikle bizleri, istifa ve ithamların özünü oluşturan muhatapları da sorgulamaya itmiştir.

Öncelikle, DAÜ’nün en üst karar merci Vakıf Yöneticiler Kurulu olduğunu belirtmek isteriz. Üniversite rektörü dahi bu kurulun onayı ile atanmakta, kurul ise, Bakanlar Kurulunun önerisi ve Cumhurbaşkanının onayı ile atanmaktadır.

O halde, Doğu Akdeniz Üniversitesinin en üst düzey yetkilisi, Bayram, “demokratik olmayan ve huzuru bozmaya yönelik talep ve istekler” sözleri ile ancak tek bir yapıyı işaret etmektedir; o da şüphesiz UBP-DP hükümetidir. Bu ithamların yanında, basına yansıyan ve DAÜ’ye yakın kişilerce iddia edildiği üzere, Genel Sekreter münhalinin gayri-yasal bir şekilde yapıldığı da göze çarpmaktadır.

Hükümetin DAÜ müdahalesi incelendiğinde:

  1. DAÜ Vakıflar Yöneticiler Kurulunun, Genel Sekreter münhali ilan ettiği,
  2. Bşb. Yrd. Serdar Denktaş’ın Özel Kalem Müdürü ve ayrıca Vakıflar Yöneticiler Kurul üyesi Anıl Kaya’nın münhalde bizzat imzası bulunmasına rağmen münhale başvurduğu,
  3. Genel Sekreter olarak atanması için gerekli olan şartlara haiz olmadığı halde (Sorumluluk taşıyan yöneticilik görevlerinde en az beş yıl hizmet vermiş olmak.) hükümet tarafından desteklendiği görülmektedir.

Yıllarca hükümet UBP’de bakanlık ve milletvekilliği yapmış olmasına rağmen Mehmet Bayram bu müdahaleye karşı çıkmış ve Bayram’ın istifası öncesinde, kendisine yakınlığı ile bilinen DAÜ Vakıflar Yöneticiler Kurul Üyesi Yusuf Kaçmaz gözdağı verilmek amacıyla görevden alınmıştır. Yusuf Kaçmaz’ın görevden alınışının ardından Bayram da tüm yaşananları basına aktarmasıyla birlikte istifasını sunmuştur.

Dayanışma olarak, sadece Doğu Akdeniz Üniversite yönetim şeklini mercek altına aldığımızda;

  1. DAÜ yönetiminin özerk olmadığını,
  2. Olaylar süresince sessizliğini koruyan DAÜ Rektör ve Senatosunun hiçbir yetki ve baskı gücü olmadığını ve sembolik olduğunu,
  3. Rektör ve Senatonun, Vakıflar Yönetici Kurulu onayı olmaksızın herhangi bir icraat yetkisi bulunmadığını ve fonksiyonel olmadığını,
  4. Böylelikle, akademik çevrelerce seçilmiş olsa dahi siyasiler tarafından yönlendirildiğini, protokolden ileri gidemediğini, gözlemlemekle birlikte,
  5. Tüm bunların üniversiteyi bir ‘siyasi arka bahçe’ haline getirdiğini düşünmekteyiz.

Hal böyle iken, akademisyenler tarafından özgürlükçü, demokratik ve tarafsız olarak yönetilmeyen bir üniversitenin akademik olarak bir vizyon ortaya çıkarması da siyasiler tarafından engellenmekte ve siyasiler tarafından atanan bu kurulun üniversiteyi yönetmesi kanımızca hem gereksiz hem de anti-demokratik olduğu yönündedir.

Diğer yandan,  ‘Özerk ve Demokratik DAÜ Yasası Tasarısı’nın meclise muhalefet partileri tarafından tekrardan sunulma önerisi, bu olaylar ışığında tekrardan eleştiriyi hak etmektedir. Yasa tasarısı kendi içinde bir şekil demokratikleşmeyi, Vakıflar Yönetici Kurul üyelerinin muhalefet partilerinin üyelerini içerecek şekilde öngörüyor olsa bile, işbu siyasi atanmışların oluşturduğu kurulun varlığı, özerk bir Üniversite iddiası ile örtüşmemektedir. Siyasi erkin atadığı yapıların içlerinde demokratik öğelerin olması o yapının özerk olacağı anlamına gelmemektedir.

UBP-DP çerçevesinden bakacak olursak da, sadece muhalefet ve halk nezdinde değil, kendi partisi tarafından atanmış kişiler tarafınca da meşrutiyetini kaybetmiş olması bizlere çok az yorum yapma gereği bırakmıştır. Hükümet ettiğini sandığı süre zarfında, uygulamaları, kararları ve yaptırımları sert bir şekilde eleştirilen, hatta icraatlarının mahkeme tarafınca iptal edilen bu yapının son çırpınışını kendisine karşı çıkan gençleri, sendikaları ve sendikaları ‘yönlendirilmiş’, ‘düşman’, ‘ajan’, ‘rumcu’, ‘papazcı’ gibi yaftalarda görmekteyiz.

İstifa çağrılarımıza kulak vermeseniz de biliyoruz ki; sonunuz yakındır!

Dayanışma