Bütünlüklü Çöküş ve Yükselen Milliyetçilik

Bütünlüklü Çöküş ve Yükselen Milliyetçilik

Kıbrıs sorununa çözüm bulma amacı ile Temmuz ayında Crans Montana’da gerçekleştirilen müzakerelerin başarısızlığa uğraması ve sürecin çökmesi ile Kıbrıs’ta çözüm umutları başka bahara kaldı. Kıbrıs’ın güneyi 2018 Ocak’ta gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçimine odaklanırken, Kıbrıs’ın kuzeyi “kendi evinin önünü temizlemek” ile meşgul. Bu temizliğin tam olarak ne içerdiği muallak olmakla beraber, Kıbrıslı Türk lider Akıncı’nın müzakerelerin çökmesi sonrası bol bol “KKTC’nin önemine” vurgu yapması ve Kıbrıs Rum tarafını müzakerelerin çökmesinin “tek sorumlusu” olarak göstermesi ise Kıbrıs sorununda bir süreliğine herhangi bir gelişme olmayacağının habercisidir.

Hal böyleyken, adadaki bölünmüşlüğün tekrardan normalleştirildiği bir döneme giriyoruz. İki toplumun da kendi milliyetçi ezberlerini tekrar ettiği ve diğer topluma karşı tutumunun müzakere sürecine kıyasen daha da sertleştiği bir ortam mevcut. Bunun göstergesi ise son dönemde yaşanan gelişmelerdir.

Son dönemde neler yaşandı?

  • Birçok otel ve gazinoya adanın kuzeyinde turizmin gelişmesi ve desteklenmesi bahanesiyle izin verildi. Özellikle Girne kentinde plansızca verilen izinlerden sonra kentte ciddi bir trafik artışı, kamusal alanların talanı ve çevre katliamı gerçekleşmektedir. Türkiye sermayesine her türlü kolaylığı sağlayan ve Karaoğlanoğlu’ndaki Kaya Otel  örneğinde olduğu gibi hukuksuz yapılaşmalara göz yuman iktidar ve bazı yerel yönetimler, bu otellerin halkın kullanımına açık olması gereken kıyıların işgallerini ve denize akıttığı lağım sularını görmezden gelme konusunda oldukça başarılıdır.
  • Geçtiğimiz Ağustos ayında sekizincisi gerçekleştirilen Anti-Militarist Barış Harekatı etkinliğinde 3 Kıbrıslı Rum askeri bölgeyi fotoğraf çektikleri bahanesiyle geçerli bir hukuki neden gösterilmeden gözaltına alındı ve sorgulandı. Bu yolla, etkinlik dağıtılmak ve baskı altına alınmak istendi.
  • Mağusa’da yaşayan 60 yaşındaki bir Türkiye vatandaşı Ledra Palace sınır kapısındaki kontrol noktasını fark etmemesi sonucunda Kıbrıs Cumhuriyeti polisi tarafından darp edildi. Şahsın polis hakkında şikayetçi olması ve yapılan baskılara rağmen şikayetini geri almaması üzerine Kıbrıs Cumhuriyeti yetkilileri kişinin BM aracılığıyla kuzeye geçişini yapmak yerine, Yunanistan üzerinden Türkiye’ye ihraç etme yoluna gitti.
  • Kıbrıs’ın kuzeyinde Kıbrıslı Rumların din ve inanç özgürlüklerini kısıtlamaya başlayan Dışişleri Bakanlığı, bazı dini ayinlerin yapılmasını engelledi.
  • Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı hazırladığı listeyle 206 otel ve turistik tesisin “yasaklı” olduğunu açıkladı. Bu listeye dayanarak adaya Kıbrıs’ın güneyinden giriş yapan ve kuzeyde konaklayacağını beyan eden AB vatandaşı olmayan turistlerin belirlenen “yasaklı” otellerden birinde konaklayacağını söylemesi halinde Kıbrıs Cumhuriyeti’ne girişleri engellendi.
  • Kıbrıs’ın kuzeyinde yer alan Dışişleri Bakanlığı daha önce eşi benzeri görülmemiş bir karar alarak Karpaz bölgesinde yer alan Kıbrıslı Rumlar ve Maronitlere BM aracılığıyla rutin şekilde gönderilen insani yardımlardan vergi alınacağını açıkladı. Bu kararın ardından tıbbi ilaçlar dışında kalan yardımların hiçbiri gönderilemedi. .
  • Kuzeydeki Mağusa Belediyesi ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı tarafından imzalanan ırkçı protokol ile birlikte Derinya Plajı yalnızca Türkiye ve “kktc” vatandaşlarının kullanımına açıldı.
  • Kıbrıs’ın kuzeyinde polis teşkilatı peş peşe evlerde bulunan kitapları “delil” olarak göstererek birçok kişiyi, ifade ve düşünce özgürlüğünü hiçe sayarak, terör örgütü üyesi veya sempatizanı olmakla suçlayarak tutukladı.
  • Oy kaygısıyla ve siyasi çıkarları doğrultusunda Kıbrıs’ın kuzeyindeki hükümet hukuksuz şekilde vatandaşlık dağıtmaya devam etti.

Son aylarda yaşananlar hepimiz için ileriye yönelik uyarı niteliğindedir. Adanın her iki bölgesinde de artış gösteren ırkçı ve ayrıştırıcı tutumlar toplumların çıkarlarına değil egemenliğini sürdürmek isteyen milliyetçi kesimlere hizmet etmektedir.

Kıbrıs’ta yaşayan toplumlar olarak artan milliyetçi ve saldırgan politikalara karşı şimdi direnme zamanıdır. Kıbrıs’ın tümünde sınır kalmayana, her bireyin insan hakları garanti altına alınana ve rant uğruna yapılan doğa katliamları son bulana kadar mücadele çağrımızdan vazgeçmeyeceğiz.