Akıncı: “Taş ocakları ülkemizin kanayan yaralarından biri”

Akıncı: “Taş ocakları ülkemizin kanayan yaralarından biri”

Nizam: Şikayetçi bir yaklaşımdan öte, çözüm önerlerini de içeren bir çalışma”

“Sadece özel, kâr güden işletmeler haricinde, daha çok çevre ve sivil toplum örgütlerinin ve bölge insanlarının da katılımcı olabileceği bir kooperatifçilik işletme modeliyle taş ocakları işletilmeli, sayıları azaltılmalıdır”

Akıncı: “Taş ocakları ülkemizin kanayan yaralarından biri”

Akıncı, Dayanışma’nın bu çalışmasının, Meclis ve hükümetler için uyarıcı olmasını dileyerek, yasa ve tüzükleri de ilgilendiren bu konuların en başta anlayışları, zihniyetleri de ilgilendirdiği inancını vurguladı. Bu çalışmaların bu zihniyetlerin dönüşmesine katkıda bulunması halinde en yararlı hizmeti görmüş olacağını da ekledi.

Akıncı: “Zararın neresinden dönülse kârdır. Elde kalanlı daha da tahrip etmeden onları korumanın yollarını bulmamız lazım.”

<<<<<<<<<Taş ocakları kitabı için tıklayınız>>>>>>>>>>

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Dayanışma Hareketini kabul etti. Dayanışma  Ekoloji Atölyesi tarafından hazırlanan “Taş Ocakları ve Alternatifler Siyaseti” kitabı Cumhurbaşkanı’na sunuldu. Kitap ekolojik hassasiyetlerden dolayı, basılı olarak değil, USB içerisinde paylaşıldı.

“SALT ŞİKAYETÇİ BİR YAKLAŞIMDAN ÖTE, ÇÖZÜM ÖNERLERİNİ DE İÇEREN BİR ÇALIŞMA”

Dayanışma adına söz alan Fezel Nizam, sosyal ve ekolojik konulardaki duyarlılığını bildiklerini ifade ettiği Cumhurbaşkanı’na bu ziyaretle, taş ocakları konusunda hazırladıkları raporu sunmayı, bu konuda görüşlerini ve ilerleyen süreçlerde de kamuoyu yaratma çalışmalarında desteğini almayı amaçladıklarını belirtti.

Taş ocaklarının gerek ekolojik, gerek ekonomik açıdan, gerekse de emek sömürüsü ya da inşaat sektörüne yaptığı olumsuz katkılara işaret eden Nizam, rapor hakkında bilgi verdi.

Hazırladıkları raporun, bu soruna yönelik salt şikayetçi bir yaklaşımdan öte, çözüm önerlerini de içeren bir çalışma olduğuna işaret eden Nizam, sadece özel, kâr güden işletmeler haricinde, daha çok çevre ve sivil toplum örgütlerinin ve bölge insanlarının da katılımcı olabileceği bir kooperatifçilik işletme modeliyle, taş ocakları sayısı, denetim, planlama konularında öneriler ortaya koyduklarını anlattı.

Nizam, taş ocaklarının yalnızca kuzeyde değil adanın güneyinde de ekolojik tahribat yarattığına dikkat çekerek, Federal Kıbrıs istençlerini dile getirdi ve olası bir çözümde federal anayasada daha ekolojik duyarlılıkların olacağı bir model önerdiklerini kaydetti. Nizam ekolojik bir anayasa ihtiyacına da vurgu yaptı.

Nizam, Kıbrıs’ın hem güneyinde hem kuzeyinde yer alan bölgelerdeki ekolojik tahribatların Dayanışma Hareketi Ekoloji Atölye Grubu olarak çalışmalarında ağırlık verdikleri konular olduğunu sözlerine ekledi.

Fezel Nizam, gelinen süreçte, müzakerelerin devamını arzuladıklarını, buna paralel olarak bazı güven yaratıcı önlemlerin de gündeme gelmesini, halkların barışı daha fazla içselleştirebilmeleri açısından da önemli buldukların ifade etti.

AKINCI: “TAŞ OCAKLARI ÜLKEMİZİN KANAYAN YARALARINDAN BİRİ”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da, öncelikle heyete, çevre konularında gösterdikleri duyarlılık için teşekkür ederek, ekolojik kaygılarla, kendisine kağıt değil USB formatında verilen bu raporu inceleyip, görüşlerini oluşturacaklarını; kendilerine çevre konularında yardımcı olan uzmanlar bulunduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, çevre konularına duyarlılık göstermenin önemine işaret etti ve raporun Cumhurbaşkanlığı tarafından çevre uzmanları ile değerlendirileceğini söyledi.

“Taş ocakları ülkemizin kanayan yaralarından biri maalesef…” diyerek söze başlayan Akıncı, yıllardır gündemde olan bu konuda olumlu adımların bir türlü atılamadığı, oysa dünyanın bu konuda birtakım modeller geliştirdiğine işaret etti. Cumhurbaşkanı Akıncı şöyle konuştu:

 

“Teraslama modelleri, onların yeniden ağaçlandırılması, bütün bunlar bizde de yapılabilirdi.  Kısmen yapıldığını biliyoruz ama yeterli sonuçları aldığımız söylenemez. Kaldı ki biz küçük bir ülkeyiz. Kıbrıs’ın kuzeyini düşündüğünüzde 3 bin 300 kilometrekarelik küçük bir alanda doğal zenginliklerimizi, ki Beşparmak dağları da bunlardan biridir- korumak en başta gelen ödevimizdir. Evet, taş ihtiyacı olabilir ama onu da usulüne uygun yapmak gerekir. Bir de inşaat türlerini de artık masaya yatırıp değerlendirme yapmak gerekir diye düşünüyorum. Kıbrıs’ın iklim koşullarında ona uygun modeller de getirilebileceğini değerlendiriyorum ama bu konularda maalesef geç kaldık. Zararın neresinden dönülse kârdır. Elde kalanlı daha da tahrip etmeden onları korumanın yollarını bulmamız lazım.”

Akıncı, Dayanışma’nın bu çalışmasının, Meclis ve hükümetler için uyarıcı olmasını dileyerek, yasa ve tüzükleri de ilgilendiren bu konuların en başta anlayışları, zihniyetleri de ilgilendirdiği inancını vurguladı. Bu çalışmaların bu zihniyetlerin dönüşmesine katkıda bulunması halinde en yararlı hizmeti görmüş olacağını da ekledi.

 

“ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİNE İHTİYAÇ DUYULAN BİR ALAN DA KIBRIS KONUSU“

Cumhurbaşkanı Akıncı, zihniyet değişikliğine ihtiyaç duyulan bir alanın da Kıbrıs konusu olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:

“Maalesef son günlerde yaşananlar, çok ciddi sıkıntılar yaratmış durumdadır. 67 yıl sonra bir Enosis için vaktiyle yapılan, kilisenin öncülük ettiği bir imza toplama olayını okullarda kutlanacak, anılacak bir hadise  haline getiren bir kararın Güney’deki Rum meclisinde onaylanmış olması, Kıbrıs Türk toplumunda infiale neden oldu, toplu  bir tepkiye neden oldu. Bu tepkimizde de yerden göğe kadar haklıyız diye düşünüyorum çünkü güven artırıcı önlemlere ihtiyacımız var, güveni erozyona uğratacak davranışlara ihtiyacımız yok.

Kuzey Kıbrıs’ta ilhak biçiminde gelişen söylemlere en başta ben karşı çıkmaktayım bu toplumun lideri olarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak… Benzeri bir tavrı Güneydeki seçilmiş bir liderden beklemek de hakkımızdır. Kaldı ki 67 yıl sonra böyle bir olayın okullarda anılmasına vesile olan davranışa kendi partisinin de destek olmuş olması kabul edilebilecek bir davranış değildir. Evet, ELAM küçük bir parti olabilir ama büyük parçayı peşinden sürüklemiştir. Tıpkı İngiltere’de çok küçük bir partinin başlattığı bir AB’den ayrılma Brexit olayını meclisin çok büyük bir çoğunluğunun onaylama noktasına geldiği gibi.

“BU KARAR İPTAL EDİLMELİDİR. BU KONUDA RUM LİDER ADIM ATMALIDIR”

Biz bu konuyu hafife almadık, almak niyetinde değiliz çünkü konu hafife alınacak bir konu değil. Bu konu düzeltilmeli, bu karar iptal edilmelidir. Bu konuda Rum lider adım atmalıdır, çünkü bu kabul edilebilecek bir davranış değildir.”

“RUM MECLİSİ İKİ TOPLUMUN MOBİL İLETİŞİMİNİ ENGELLEYEN YASAYI TADİL ETSİN”

Cumhurbaşkanı Akıncı, göreve başladıktan 1 ay sonra, iki tarafta da cep telefonlarının kullanılabilir olması için aldıkları kararı anımsatarak, Güven Yaratıcı Önlemlerden biri olan bu konuda tüm teknik çalışmalar hazırlıklar yapılmasına rağmen Güney Kıbrıs’ta mevcut bir yasanın bunu engellediği söylenerek bunun gerçekleşemediğini anlattı.

“İşte Güney’de meclis bunun için çalışmalıdır. Oturup da bu yasayı tadil edip iki toplumun mobil iletişimine yardımcı olunacağına böyle bir karar alınıyor; Meclis bu yönde irade ortaya koyuyor. Bu da tabii ki Kıbrıs Türk halkında çok büyük bir güvensizlik yaratılmasına neden oluyor.

Bütün bunları söyleme ihtiyacını duydum çünkü bu konuyu hafife alma, önemsizleştirme girişimleri var. Bu doğru değil, bunun düzeltilmesi lazım çünkü aksi takdirde bundan sonraki müzakere sürecini anlamsız hale getirecektir. “

“CİDDİ BİR DARBE…”

Akıncı, bu ülkede barış, huzur, siyasi eşitlik içinde yaşanabilecek bir gelecek yaratılmasının genç kuşakların beklentisi, kendilerinin de ödevi olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Bu ülkede barış, huzur, siyasi eşitlik içinde yaşanabilecek bir gelecek yaratmak, bu geleceğin de ancak federal bir çözüm olduğunun bilinci içinde hareket etmek bizim de temel hedefimiz ve arzumuzdu ve hâlâ devam eder bu arzumuz, isteğimiz, inancımız. Ancak söylemek zorundayım ki bu ciddi bir darbe almıştır. Bu geldiğimiz aşamada umarım Rum liderliği, yaratılan bu durumu tamir edecek davranışlar içerisine girer.”